12 Mayıs 2011 Perşembe

Neden mi yoga demistiniz?


Siz hic sabahin 5'inde bir Hint koyunde yoga yapmak icin kalktiniz mi? Elektrik olmadigi icin ne giydiginizi gormeden kapidan disari cikip, zehirli yilanlara basmamak icin elinizde fenerle yurudunuz mu? Sabahin sogugunda elinizde matinizla yoga salonuna yururken, parlayan venusu gormek icin basinizi kaldirdiniz mi? 40 kisi hep bir agizdan mantra okuyup ardindan iki saat asana pratigi yaptiniz mi? Bedeninizin yavas yavas uyandigini, sizi yeni gune hazirladigini, zihnin uyandigi halde sessiz kalmayi sectigini hissettiniz mi? O iki saatin goz acip kapayincaya kadar gectigini, o iki saat boyunca hic saate bakmadiginizi, cunku o iki saat boyunca anda kaldiginizi, bundan sonra olacaklari ya da dun olanlari dusunmediginizi, sadece o anda ama tam da o anda oldugunuzu farkettiniz mi? Asana pratigi bittikten sonra salondan ciktiginizda koyun yeni uyandigini, gunesin pirinc tarlalari ustunde suzulurken ne kadar da guzel oldugunu, ve sizin de dogayla uyum icinde hareket ettiginizi, artik yurumediginizi ama suzuldugunuzu gordunuz mu? Aldiginiz her nefes sizi canlandirir, bedeninize dolan pranayi hissetmeye baslarsiniz, garip bir sarhosluk halidir bu, kendinizi gulumsemekten alikoyamazsiniz ve etrafinizda baktiginiz herseydeki, varolustaki sihri gorursunuz ve aldiginiz her nefes icin, o anin bir parcasi oldugunuz icin sukretmeye baslarsiniz, tamamen ozgursunuzdur. Geriye ne endise kalir, ne korku, ne keder, bunlarin hepsinin yerini kabullenme alir. Geleni oldugu gibi kabul etme, olanla akma kaynaga dogru. Bana her sabah herkes uyurken nasil kalkip da yoga yapabildigimi soranlara anlatmak istedigim de bu. Eger bunlari yasasaniz siz de kalkmaz miydiniz?

Yoga adanmislik gerektirir, bu adanmisliga da tapas denir. Yogayi yaptikca daha cok yapmak gelir icinizden. Ego kurnazdir, size uykuya devam etmeniz ya da o gun yogaya vakit ayirmamaniz icin birsuru neden bulur, siz de hepsine inanirsiniz. O nedenle Patanjali yoga sutralarda tapas'tan bahseder. Pratige devam etmek gerek, egoyu dinlemeden devam etmek. Yoga zaten kisa bir sure sonra sihrini konusturmaya baslayacaktir. O zaman zaten siz de kendinizi adamis bir sekilde yoga yapiyor halde bulacaksiniz. Ustelik bunun icin Hindistan'a gitmeye de gerek yok. Dunyanin her yeri sizde ayni etkiyi yaratacak, cunku hepimiz, hersey biriz ve ayni bilinc butunlugunu paylasiyoruz. Fiziksel yolculugumuzdan cok icsel yolculugumuzda gittigimiz yerler onemli, orda da ulkeler, sehirler yok zaten. Orda butun yollar ayni yere cikiyor ve bu yer cok guzel.

13 Nisan 2011 Çarşamba

Egodan Ozgurlesmek icin Karma Yoga


Karma sanskritcede yapmak anlamina gelen kri kokunden gelir ve "eylem" demektir. Eylemler disiplini olarak adlandirabilecegimiz karma yoga Bhagavad Gita'da Lord Krishna'nin Arjuna'yla olan diyaloglarinda anlatilir. Lord Krishna Arjuna'ya kisinin dogacak sonuclara baglanmadan eylemde bulunmasi gerektigini anlatir. Ancak bu sekilde kisinin yuksek bilince, yaraticiya ulasmasi mumkundur.

Dogamiz geregi attigimiz her adimda, her eylemimizde bir sonuc bekleyerek hareket ediyoruz. Calisiyoruz cunku para kazanmak istiyoruz, insanlara kibar davraniyoruz cunku bizi sevmelerini istiyoruz, birisine yardim ederken bile karsiliginda takdir edilme, tesekkur bekliyoruz. Beklentilerimiz karsilanmadiginda da uzuluyoruz, ofkeleniyoruz. Bunun uzerine baska bir eylemde bulunuyoruz ilkinin etkilerini uzerimizden atmak icin. Bu kisir dongu surup gidiyor. Beklentilerimiz hareketlerimizi yonlendirdigi gibi mutlulugumuzu, huzurumuzu, sevgimizi sartlara baglamamiza sebep oluyor. Icimizdeki tanrisal enerjiye sirtimiza donup kendimizi disariyla iliskilendiriyoruz. Disardan gelen onaylamalara, begenilmelere, elestirilere gore kendimizi konumlandiriyoruz. Sonunda da surekli mutsuz, tatmin olmamis, kirgin, kendine guvensiz oluyoruz. Kafamizin icinde tilkiler dolanip dururken, zihnimizdeki konusma hic susmazken ne zaman huzura kavusacagimizi dusunup duruyoruz. Iste karma yoga'nin amaci bu kisir donguyu kirip, beklentilerimizden siyrilip Tanri'yla bir olmamiza yardimci olmak.

Karmik dongude her eyleme karsilik gelen tepki var, her eylemin meyveleri var. Surekli ayni kaliplari tekrarlayarak ayni sonuclari almaya devam ediyoruz. Beklentiden hayalkirikligina, hayalkirikligindan beklentiye aldigimiz gidis donus biletinin disinda yolculuk bilmiyoruz. Hicbir karsilik beklemeden hizmet etmek bu donguden ozgurlesmenin tek yolu.

Beklentisiz, amacsiz, karsiliksiz yapilan isler kisinin zihnini berraklastiriyor. Kendimizi elde edecegimiz meyveleri umursamadan bir ise adadigimizda "bencillik", kendimize atfettigimiz kimligimiz ortadan kalkiyor ve bedenimiz yuksek bilincin kullandigi bir arac olarak kaliyor. Elbette bu cok kolay elde edilen bir hal degil. Insaniz ya, ister istemez kendimizi sonunda payimiza dusecek meyveleri hesaplarken buluyoruz. Bu meyve egonun bize attigi calima gore takdir edilme de olabilir, aydinlanma da. Ego da bizim frekansimizdan yayin yapiyor, bizi o an ne etkileyecekse ordan vuruyor. Bu nedenle iste yogada cabuk cozumler, kestirme yollar yok. Bu nedenle yoga adanmislik ve sabir istiyor. Kisi kendini karma yogaya adarsa zaman icinde arzu edilen bu "hal"e kavusuyor.

Nerden baslamak lazim? Bu dunyanin bir gercegi de yasamak icin para kazanmak zorunda oldugumuz. Kimse isini birakip kendini tamamen karma yogaya adamayacak ama herkes iyi oldugu konuda ihtiyaci olanlara hicbir karsilik beklemeden yardim edebilir. Yoga egitmenleri ihtiyaci olanlara ucretsiz ders verirken bir baskasi evde annesine ev temizligine yardim edebilir. Bir doktor ucretsiz hasta muayene ederken basarili bir ogrenci baskalarini ders calistirabilir. Birisi ihtiyaci olan yasli komsusunun alisverisini yaparken bir digeri etrafindaki kullanilmayan kiyafetleri toplayip ihtiyaci olanlara dagitabilir. Is karma yogaya gelince olasiliklar sonsuz. Yeter ki isteyelim :)

17 Şubat 2011 Perşembe

Bir de tersinden baksak



Yoga uygulamasinda asanalar calistirdiklari bolgeler, sagladiklari faydalar, zihin uzerindeki etkileri dusunulerek farkli gruplara ayrilmistir. Bugun bu gruplardan birinden, ters duruslardan (inverted asanas) bahsedelim.

Ters duruslar da kendi icinde yari ters ve tam ters olarak ikiye ayrilsa da biz bugun kabaca pelvisin kalp hizasindan yukarida oldugu asanalardan bahsedecegiz.

Ters duruslar yer cekiminin vucuda olan etkilerini ters cevirirler. Beyne giden kan miktarini artirarak noronlarin beslenmesine ve toksinlerin atilmasina yardimci olurlar. Normalde bacaklarimizda, pelviste ve karnimizda biriken kan ve lenf sivisi bu duruslarda kalbe doner, oradan da akcigerlere giderek temizlendikten sonra tekrar vucuda dagitilir. Bu da bedenimizdeki butun hucrelerin beslenmesini saglar. Hipofiz bezi daha verimli calismaya baslar ve bu da butun endokrin sistemine etki eder. Butun bunlar cok faydali fiziksel etkiler olmasina ragmen ters duruslarin bize en buyuk katkisi duygusal ve zihinsel duzeydeki etkileri belki de. En azindan bu gurubu benim favori grubum yapan sey bu etkileri :)

Butun hayatimiz boyunca dunyaya hep ayni acidan bakiyoruz. Bu nedenle de bir sure sonra hep ayni seyleri goruyoruz; ayni sorunlar, ayni kaliplar, ayni donguler, ayni tepkiler. Belki bir adim geri atip farkli bir acidan baksak olaylara sorun olarak gordugumuz seyler sorun olmaktan cikacak. Ne de olsa evrende dualite yok, birseye iyi ya da kotu damgasini biz vuruyoruz perspektifimize bagli olarak. Iste ters duruslar perspektifimizi degistirmemize yardimci oluyor. Bir anda bakisimiz tepe taklak oluyor ve zihnimiz bu halde de yasayabilecegimizi kabul edip yargilarindan vazgeciyor. Tabi bu belirli bir pratik gerektiriyor, ilk uygulamada zihnin degisecegi zannedilmesin :)

Bu duruslar dengede kalmayi gerektirdiginden zihinsel gucu ve konsantrasyonu artiriyorlar. Uykusuzluk problemlerini ortadan kaldirip, anksiyeteyi ve stresi azaltip ozguveni artiriyorlar. Bu duruslari yapmak biraz calisma gerektirdiginden bunu yapabilenler kendileriyle gurur duyuyorlar. Ozellikle asanalarin krali olarak bilinen sirsana (head stand- bas durusu) yi yapan insanlarin hemen durustan sonra okumayi yeni ogrenen cocuklar gibi sevindiklerini gorunce ozguvene etkilerini daha iyi anladim. Belki de burda onemli bir parantez acmak lazim; yoganin amaci kesinlikle bir asanayi hedef haline getirip, egonun itisiyle o asanayi yapana kadar denemek degil kesinlikle. Herkes her durusu yapmak zorunda degil, bu durusu yapanlar digerlerinden daha iyi de degil. Bu durusu yapanlara odul veren bir kurum da yok. Bu yine de kisinin ilerledigini gorup sevinmesine engel degil. Yeter ki bunu basarma/basaramama kiskacindan bagimsiz yurudugumuz bir yol olarak gorelim.

Bu duruslar bayanlarda regl donemlerinde ve hamilelikte tavsiye edilmiyorlar. Ayrica bu duruslar tansiyonu yukseltebileceginden yuksek tansiyon sorunu olanlarin ve omurga problemleri olanlarin dikkatli olmalari, hatta mumkunse sadece deneyimli yoga egitmenleri esliginde bu asanalari denemeleri gerek.

Ters duruslara cok fazla ornek vermek mumkun ama belki de en etkilileri asanalarin kralicesi ve krali olarak bilinen omuz durusu ve bas durusu. Omuz durusu (shoulder stand- sarvangasana-asanalarin kralicesi) aslinda bize ilkokulda beden egitimi dersinde yaptirdiklari mum durusuna benziyor. Bas durusu (head stand-sirsana-asanalarin krali) ise ayakta durusumuzun tam tersi, yani basimiz yerdeyken bacaklarimiz yukari uzaniyor. Daha once bu asanalari hic denememis olanlar boyun ve omurga sagliklarina onem veriyorlarsa lutfen bu kaba tanimlardan yola cikarak bu asanalari uygulamayi denemesinler:) Ilk defa deneyecek olanlar mutlaka bir yoga egitmenin yardimiyla denerlerse pozisyonlardan daha fazla fayda saglayabilirler.

Yoga duruslarinin Hindistan'da binlerce yildir uygulanma sebebi sagladigi fiziksel faydalardan ziyade zihin ve duygusal seviyede sagladiklari bu etkiler. Bu etkiler sayesinde kisi ruhsal yolda ilerlemeye devam ediyor. Siz de kendinizi donusturmek, bakis acinizi degistirmek icin bu yola girmek istemez misiniz?

12 Ocak 2011 Çarşamba

Bir Yoga Yolculugu


Yoga sanskritcede birlik demek; bedenle ruhun, nefesle hareketlerin, bilincle super bilincin, ruhla yaraticinin birlesmesi. Yoganin bedene ne kadar iyi geldigi artik bilinen bir gercek, ulkemizde bile artik doktorlar hastalarina yogayi tavsiye etmeye basladilar. Bu nedenle biz bugun yoganin bizim topraklarda ikinci planda kalmis ama anavataninda esas olan yonunden, ruhsal gelisim araci olmasindan bahsedelim.

Yaklasik 2500 sene once Hindistan'da dogan yogaya dair yazilmis ilk kapsamli kaynak Patanjali'nin Yoga Sutralari. Patanjali Yoga sutralarinda 8 adimdan bahsediyor. Nihai hedef her uygulayicinin bu 8 adimi takip ederek son basamak olan aydinlanmaya ulasmasi. Bu 8 basamaktan ucuncusu de butun sutralar icinde kendisinden en az bahsedilen asanalar. Asana, nefesin entegre edildigi yoga hareketleri. Yani bugun "yoga yapiyorum" diyen herkesin uyguladigi hareketler.

Asanalar Patanjali tarafindan 8. basamaga yani yaraticiyla bir olup bedenden gecme yolundaki erken basamaklardan biri olmasina ragmen biz onu nihai hedef haline getirmisiz. Bu nedenle katildigimiz yoga derslerinde canimiz aciyana kadar kendimizi zorluyoruz, gozumuz hep siniftaki diger ogrencilerde, hep kim bizden daha cok esnedi, kim hangi hareketi bizden daha guzel yapti ona bakiyoruz. Sadece biz kendimizi zorlasak neyse siniftaki egitmen de bizi zorluyor, bizi ittikce itiyor bedenimiz nasolsa alisir diye. Belki alisir beden, belki de alismaz. Belki o sinifta en cok esneyen, kimsenin yapamadigi duruslari yapan kisi olabiliriz ama bu sartlar altinda uyguladigimizin yoga oldugunu iddia edemeyiz.

Yogada rekabet yok, ne baskasiyla ne kendimizle. Yogada teslimiyet var; bedenimize, Tanri'ya, evrene, dogaya teslimiyet. Bizi iten, bedenimizle ve siniftakilerle yarismaya zorlayan ego. Oysa ki yoganin butun amaci egonun kontrolunden bagimsizlasip Samadhi'ye yani birlige ulasmak. Bu nedenle hareketleri yaparken nasil gorundugumuzle ilgilenmeyelim artik. Her hareketin icinde eriyip, bedenimizle ve ruhumuzla her harekette temasa gecelim. Nefesimize odaklanalim, hareketin bedenimiz ve zihnimiz uzerindeki etkilerini gormeye calisalim. Birakalim o durus bize ne verecekse versin, ne almamiz gerekiyorsa alalim. Yavas yavas akalim hareketlerle. Asanalar bedenimizi arindirdikca, beden ve ruh farkindaligimizi arttirdikca yurudugumuz yolda attigimiz adimlar daha saglam olacak.

Yogayi bir yaris haline getirmekten vazgecelim. Birakalim o bizi nereye goturecekse gotursun, biz teslim olalim sadece.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Su gibi

Serin bir Lausanne sabahı farkına vardım ki gerçek anlamda akışta kalmayı pek beceremiyoruz. İstiyoruz ki herşey kendi planlarımız doğrultusunda gerçekleşsin. Biz isteyelim, sistem anında versin, fazla beklemeyelim. Hata paylarına izin var tabi ama yine bizim çizdiğimiz limitler içinde.

Oysa sistem öyle işlemiyor. Bize bir ders verilecekse, bu yolun sonu tekamülse biraz limitlerimizin zorlanması lazım. Herşey yolundayken, herşey sadece ve sadece bizim tahmin ettiğimiz ölçüde saparken akışta kalmak çok kolay. Esas maharet dünya tepetaklak olmuş, ellerimiz kollarımız bağlı beklerken akışta kalıp sisteme güvenmekte. Dışarda fırtınalar koparken içimizdeki sessiz limana sığınabildiğimiz, sükunetimizi, huzurumuzu koruyabildiğimiz ölçüde gelişiyoruz.

O kadar kolay değil belki bunu yapmak, her zaman becerebildiğimiz söylenemez. Yine de sisteme güveniyorum. Ben niyet ettikten sonra sistem de bana yardım etmek için elinden geleni yapacaktır, biliyorum :) Biliyorum ki su nereye akacaksa akacak, mücadele ettiğimde yorulduğumla kalacağım, o su beni yine nereye götürecekse götürecek. Madem istikamet belli, neden direnip yoruluyorum ki, kendimi akıntıya bırakıp, manzarayı izleyerek yolculuktan zevk almak varken.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Tayland'dan masaj izlenimleri


Temmuz başında Tayland'a iki haftalık bir yolculuk yaptık. Bu güzel ülkeyle ilgili izlenimlerimden sadece masajla ilgili olanları paylaşmak istedim ben de.
Tayland'da klasik tay masajı eski zamanlardan beri çok sık kullanılan bir şifalandırma yöntemi. Öyle ki başkent Bangkok'taki en büyük tapınaklardan olan Wat Po'da eski bir masaj okulu var. Masaj okulu derken içerde öğrencilerin olduğu ders verilen bir yerden bahsetmiyorum, duvarlarında tay masajını anlatan figürlerin olduğu bir odacık aslında burası. Masaj esnasında kullanılan meridyenleri (enerji kanalları), bası noktalarını gösteren detaylı figürler bunlar. Yanlarında da figürleri açıklayan yazılar var. Eskiden masajı öğrenmek isteyenler gelip duvardaki yazılardan ve resimlerden öğrenirlermiş. Biz de hazır oraya kadar gitmişken bu okula bağlı olan terapistlerden masaj alalım dedik. Turist olduğumuz için mi yoksa terapistler kendilerini çok yormak istemediklerinden midir bilmem ama çok yumuşak bir masaj aldık, öyle ki terapistin vücuduma dokunduğunu gözlerimle görmesem yapılan masajı hissetmeyecektim. Yine de üstüne güzel bir uyku çekip dinlendik.
İlerleyen günlerde yine Bangkok'un Patpong bölgesinde dolaşırken bir masaj merkezine rastladık. Patpong Bangkok'un gece hayatıyla ve "lady boy" şovlarıyla ünlü bir bölgesi. Durum böyle olunca ciddi masaj merkezleri içerinin görülmesini sağlamak için dış cephelerini boydan boya cam yapıyorlar. Dayanamadık ve içeri girdik. Üç kişi aynı anda bize bir saat boyunca hem ayak, hem de baş masajı yaptı. Şimdiye kadar aldığım en güzel masajlardan biriydi. Dışarı yenilenmiş, dinlenmiş ve her bakışından huzur akan insanlar olarak çıktık :) Hayat böyle birşey, bazısı Patpong'da bambaşka dünyalara adım atarken biz de masajdaki huzuru yaşadık.
Bangkok'u terkedip Phi Phi adasına gittiğimizde hala masaja doymamıştık. Gerçi masaj düşkünlerinin masaja doyması gibi bir hal görmedim ben, biz de o doymayan düşkünlerden olarak otelin spasında da bir deneme yapmaya karar verdik. Aldığımız masajı kelimelere dökmek isterdim ama rivayete göre masaj esnasında o kadar derin uyumuşum ki horlamaya yakın sesler çıkarmışım ve terapist beni uyandırmakta güçlük çekmiş. Teselli olur mu bilmem ama uyumadan önce aklımdan geçen tek şey o an cennette olduğumdu. Yine sinirleri alınmış, huşu içindeki insanlar olarak odamıza döndük.
Bu güzel deneyimden sonra ben son kez tay masajı denemek istedim. Bangkok'ta yaptırdığım masaj ne kadar yumuşaktıysa bu da o kadar sertti. Bir ara ayak bileğimden öyle sesler geldi ki eklemlerimin zedelendiğinden hem terapist hem de ben emindik. Neyse ki kazasız belasız atlattım. Farkettim ki Tayland'da her aldığın tay masajı iyi olacak diye bir kural yok. Tayland'ın esas masaj merkezi Chiang Mai'ymiş. Orda bütün ülkenin en iyi masaj okulları varmış. Bir sonraki Tayland ziyaretine Chiang Mai'de başlamaya karar verdik.
İlgilenenler için son bir not; Tayland'da lüks oteller dışındaki merkezlerde masaj çok uygun fiyatlı. Lüks otellerdeki fiyatlarsa İstanbul'daki spa fiyatlarıyla aynı.
Masaj kültürün o kadar içinde ki her bölgede küçük küçük masaj merkezleri bulmak mümkün. Eğer yolunuz Tayland'a düşerse mutlaka bu küçük yerlerde denemeler yapın. Belki de Hindistan dışında dünyanın hiçbir yerinde bu kadar uygun fiyatlı masaj yaptıramazsınız.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Akupresür mucizesi


Çinliler 5,000 sene önce bedendeki belirli noktalara baskı yapıldığında noktanın bulunduğu bölgedeki ağrının geçtiğini ve ayrıca diğer bölgelerin de daha sağlıklı bir hale geldiğini farketmişler. İşte akupresürün ortaya çıkışı da böyle olmuş. Akupresür noktaları ya da anahtar noktalar adı verilen bu noktalara basıldığında kaslardaki gerilim atılıyor, ağrı kesici nörokimyasallar olan endorfin salgılanması ve kan dolaşımı artıyor. Bunun sonucunda ağrı ortadan kalkıyor, kan dolaşımının artmasıyla oksijen miktarı da arttığından kaslar gevşiyor, toksinler vücuttan uzaklaştırılıyor ve iyileşme hızlanıyor. Akupresür akupunkturla aynı noktalar üzerinde çalışıyor. Akupresürden sonra geliştirilen akupunkturda iğne kullanılırken akupresürde sadece parmak ve el baskıları kullanılıyor.

Akupresür noktaları deri üstünde bulunan biyoelektrik dürtülere karşı hassas ve onları kolayca iletebilen noktalardır. Doğu kültürlerinde her varlığın bir enerji bedeni de olduğuna inanılır. Bu enerji bedeni ve fiziksel beden birbirinden etkilenen, birbirini tamamlayan bedenlerdir. Fiziksel bedendeki kan dolaşımını sağlayan damarlar gibi enerji bedeninde de chi/ki enerjisini taşıyan meridyen adı verilen kanallar olduğu söylenir. İşte akupresür noktalarının bu meridyenlerin birleşme yerlerinde olduğu düşünülür. Akupresürle aynı zamanda merdiyenlerdeki enerji blokajları çözülerek kişide rahatlama ve iyileşme sağlanır. Batıda bilim adamları kullandıkları hassas teknolojiyle bedenlerimizdeki bu sistemin varlığını ispatlamış görünüyorlar.

Doğru bası tekniklerini ve anahtar noktaları öğrendikten sonra evde kendi kendinize de kolayca uygulayabileceğiniz bu teknikle artirit ağrıları, regl ağrıları, boyun ve bel ağrıları, baş ağrıları, diş ağrıları ve hatta akşamdan kalma durumu gibi birçok rahatsızlığı ortadan kaldırmak mümkün. Hiç şüphesiz akupresür modern tıbbın ya da doktor ziyaretlerinin yerini tutmuyor ama tamamlayıcı özelliğiyle kronik sorunların tedavisinda çok yardımcı oluyor.

Aslında bu hepimizin içgüdüsel olarak yaptığı birşey; ağrıyan yere elimizi koymak, o bölgeyi ovmak, oraya zaman zaman baskı uygulamak. Yani bu bilgi aslında bedenin kendisinde var. Kan ve biyoelektrik enerji vücudumuzda düzgün bir şekilde dolaştığında sağlıklı, uyumlu bir bedene sahip oluyoruz. Bunu sağlamak için de her zaman ilaç kullanmamıza gerek yok. Ciddi bir rahatsızlığınız yokken ağrı kesici kullanmak yerine kendi bedeninizi kendi sahip olduğu güçle tedavi etmek istemez misiniz?